Dış Ticarette Nakliye Sigortası

Sigortacılık, modern zamanların en gözde çalışma kollarından biridir. Yurdumuzda da sigortacılık gün geçtikçe daha fazla önem kazanmakta ve daha fazla çeşitliliğe ulaşmaktadır. Yangına karşı sigortalar, hırsızlığa karşı sigortalar, deprem sigortaları, eşya nakliye sigortaları, araç trafik ve kasko sigortalarının yanı sıra, kıymetli eşya sigortaları, yolcu kaza sigortaları, yaşam sigortaları, sağlık sigortaları, değerli uzuv sigortaları gibi çok çeşitli sigorta tipleri de son zamanlarda hayatımıza girmiş bulunmaktadır. Bu çeşitlilik gün geçtikçe daha da artmaktadır.

Dış ticarette nakliye sigortalarını, sadece taşınan malın nakliye sırasında uğrayacağı zararların teminata bağlanması şeklinde değil, buna ilaveten, Incoterms şartları nedeniyle nakliye sigortasının gerekliliği, sigorta’nın maliyet değerlerine etkisi ve gümrük vergilerinde sigorta belgesinin rolü, olmak üzere muhtelif açılardan incelemek gerekir.

Taşınan Malın Nakliye Sırasında Uğrayacağı Zararlar

Öncelikle, mal nakliye sigortasının bir tarifini yapmak gerekirse, “ ticari malların ithal ve ihraç edilmesi veya yurt içinde taşınması sırasında uğrayacağı zararlara karşı sigortalının, mal üzerindeki para ile ölçülebilir menfeatini, poliçede yazılı teminatlar ve özel şartlar dahilinde teminat altına almasıdır “ şeklinde yapabiliriz. Genel olarak mal nakliye sigortalarını 3 başlık altında toplamak mümkündür.

  • Tam ziya,
  • Dar Teminat,
  • Geniş Teminat (All Risks)

Tam ziya, malı taşıyan taşıma aracının tamamen hasar görmesi sonucunda malın tamamen yok olmasını teminat altına alan bir sigorta türüdür. Dar Teminat, taşınan malın bir takım hallerin oluşması sonucunda uğrayacağı hasarın tazmin edileceğini öngören bir sigorta türüdür ve bu haller dışında oluşacak hasar riskini kapsamamaktadır (çarpma, devrilme, doğal afetler sonucu taşınan malın hasar görmesi gibi). Dış ticarette genel olarak uygulanan sigorta türü Geniş Teminat yani All Risks sigortalardır. Bu tür sigortalarda bazı istisnalar haricinde tüm haller sigorta teminatı kapsamında sayılılr. Bu istisnalardan bazıları, sigorta konusu malın tür’ünden kaynaklanan hasarlar (çürüme,bozulma, kurtlanma gibi), malın yüklenmesi sırasında kendinde bulunan hasarlar (gizli ayıp, gizli kusur), ambalaj yetersizliğinden doğan hasarlar (ambalajın malı taşıyamayacak kadar zayıf olması, torbaların patlak yüklenmesi, kolilerin düzensiz yüklenmesi gibi), sigortalının veya adamlarının kasdi kötü niyet ve kusurlarından meydana gelen hasarlar, olarak sayabiliriz. Dış ticarette nakliye sigortalarını “Ambar’dan – Ambar’a” yani “From Warehouse to Warehouse” şeklinde yaptırmak gerekir. Bu taktirde sigorta teminatı, gümrükte geçecek belirli bir süreyi de kapsayacaktır. Yurt dışından CIF olarak getirilecek mallarda sigorta poliçesi yurt dışında tanzim edilecek olduğundan, nakliye sırasında oluşacak hasarları, yurt dışındaki sigorta şirketinin Türkiye’de bulunan temsilcisi tesbit edecek, hasar tutanağı tanzim edecek ve yurt dışındaki ana sigorta şirketine bildirecektir. Bu durum hasar tesbitinde gecikmelere ve zararın tazmininde zorluklara neden olmaktadır. Bu nedenle, ithalat işlemlerinde yaptırılacak nakliye sigortalarının, ithalatçı tarafından Türkiye’de ikamet eden sigorta şirketlerine yaptırılmasında pratik yarar olduğu düşüncesindeyim. Bu sayede yapılacak sigortanın hangi kapsamda olduğu, hangi riskleri karşılayacağı alıcı tarafından tesbit edilir. Ayrıca oluşan bir hasarın tesbiti ve tazmin edilmesi konularında kendi memleketimiz insanıyla, kendi dilimizde konuşma imkanı buluruz. Hasar tesbitlerinde mala ait faturanın, konşimentonun ve sigorta poliçesi asıllarının elimizde olması şarttır. Sigorta eksperi gerekli gördüğü başka belgeleri de bizden isteyebilir. Sigorta eksperinin hasarın tesbiti ve tutanak tutulması için, hasarın görüldüğü andan itibaren gecikmeden haberdar edilmesi gerekmektedir.

INCOTERMS Şartları Gereğince Nakliye Sigortasının Önemi

Bildiğiniz gibi, Incoterms 2010 Şatış ve Teslim Şekillerinde CIF veya CIP terimlerinde “sigorta” isim olarak zikredilmektedir. Yani, Cost Insurance and Freight veya Carriage and Insurance Paid To. Bu terimlerde nakliye sigortasının satıcı, yani ihracatçı tarafından yapılacağı kesin bir dille şart koşulmaktadır. Peki, diğer teslim şekillerinde nakliye sigortası yapılmayacakmıdır? Elbette ki yapılacaktır. Bunları sırasıyla aşağıda görelim.

EX-WORKS (Isyerinde Teslim):

Bu teslim şeklinde mal, alıcısına, fabrika ambarında teslim edileceğinden, nakliye sigortası mal teslim alındıktan sonra yapılacaktır. Dolayısıyla nakliye sigortasını alıcı yaptıracak ve malın teslim alınmasından kendi ülkesine, kendi fabrikasına ulaşıncaya kadar mal sigortalı olacaktır. Ancak, unutmamak gerekir ki, nakliye sigortasının dışında, satıcı firmanın malın hazır ve alıcı firmanın emrine amade tutulduğunu bildirdiği andan itibaren her türlü risk alıcı firmaya geçtiğinden, malın bütün risklere karşı derhal sigortalanması gerektiği de göz önünde tutulmalıdır. Malın sigorta edilme mecburiyeti tabi ki yoktur, ancak alıcı firma kendi yararını gözetme açısından malı sigorta ettirmelidir.

FCA / FAS / FOB (Taşıyıcıda / Gemi Doğrultusunda / GemideTeslim) :

Bu teslim şekillerinde iki defa nakliye sigortası yapılacağı anlaşılmaktadır. Birinci sigorta, satıcı firmanın malı ambarından çıkarıp Incoterms şartları gereğince teslim yeri sayılan, nakliyecinin deposuna, yükleme yapılacak gemi doğrultusuna veya yükleme yapılacak gemide teslim edene kadar olan nakliye için yapılacaktır. Çünkü, fabrika mahalli ile belirtilen teslim yerleri arasında uzun veya kısa, bir mesafe olacak ve bu yolda meydana gelecek kaza sonucu oluşacak hasar, satıcı firmanın masraf ve sorumluluğunda olacağı için, nakliye sigortası yapılmamışsa satıcı firmayı üzecektir. Tabi nihayetinde alıcı firma da bundan etkilenecektir. Dolayısıyla bu teslim şekillerinde yapılacak ilk sigortanın muhatabı satıcı firma olacaktır. İkinci sigorta ise, teslim yerinde, risk ve sorumluluğun alıcı firmaya geçmesinden itibaren başlayacaktır. Alıcı firma, teslim yerinden kendi fabrika sahasına gelinceye kadar, yolda oluşacak hasar riskini, yaptıracağı bu sigorta ile bertaraf edecektir. Burada da unutulmaması gereken önemli konu, mal ile ilgili teslim tamamlandığında, yani sorumluğun alıcı firmaya geçmesi aşamasında, satıcı firmanın, alıcı firmaya, yapılacak nakliye ile ilgili nakliye detaylarını (mal’a ait net, brüt kilolar, kap adedi, ambalaj şekli, yüklenecek malın bedeli, yükleme yeri, yüklenecek vasıtanın detayı, muhtemel yükleme tarihi gibi) bildirme zorunluluğudur.

CFR / CPT (Masraflar ve Navlun / Taşıma Ödenmiş Olarak):

Bu teslim şekillerinde de aynen FCA/FAS/FOB teslim şekillerinde olduğu gibi iki nakliye sigortası sözkonusudur. Birincisi, teslim yerine kadar satıcı firma tarafından yapılacak nakliye sigortası, ikincisi, teslim yerinden itibaren alıcı firmanın ambarına kadar, alıcı firma tarafından yapılacak nakliye sigortasıdır. Burada da satıcı firmanın, sevk edilecek mal ile ilgili yükleme detaylarını, mal ile ilgili teslim tamamlandığında, alıcı firmaya bildirme sorumluluğu vardır.

CIF / CIP ( Masraflar, Sigorta ve Navlun / Taşıma ve Sigorta Ödenmiş Olarak):

Bu teslim şekillerinde nakliye sigortasını, Incoterms şartları gereğince, satıcı firma yaptıracaktır. Bu sigorta, “Ambardan – Ambara” ve “All Risk” teminatlı sigorta olmalıdır. Burada önemli olan nokta, nakliye sigortası’nın satıcı firma tarafından yapılıyor olmasına rağmen, hasar risk ve sorumluluğunun teslim yerinden itibaren alıcı firmaya geçmesidir. Yani, mal’a teslim yerine kadar olan mesafede oluşacak hasar nedeniyle takip sorumluluğu satıcı firmada, teslim yerinden sonra oluşacak hasar nedeniyle takip sorumluluğu alıcı firmada olacaktır. Çok önemli olan diğer bir nokta ise, INCOTERMS sartlari, CIF / CIP teslim şekillerinde,nedense satıcı firmalara, asgari teminat sağlayan nakliye sigortalari yapma imkanı tanımış olmasıdır. Bu özelliğe dikkat etmeyen alıcı firmalar, ithal ettikleri malda hasarla karşılaştıklarında, ellerindeki sigorta poliçelerinin birçok teminatı karşılamadığını hayretle görmektedirler. Daha geniş bir teminatla nakliye sigortası yaptırmak isteyen alıcı firmalar, ya bu konuda satıcı firma ile mümkün olduğunca açık anlaşmalı veya kendisi ek sigorta yaptırmalıdır. Uygulanacak uygun sigorta klozlarının neler olduğu, bankaların akreditif küsat mektuplarında görülebilir.

DAT/DAP/DDP (Terminalde Teslim / Belirlenen Yerde Teslim / Gümrük Resmi Ödenmiş Olarak Teslim):

Bu teslim şekilleri varış kontratlarını oluştururlar. Incoterms 2010 kurallarında bu teslim şekilleri için yapılması gereken herhangi bir nakliye sigortasından söz edilmemektedir. Varış kontratlarında, satıcı firmanın hasar risk ve sorumluluğu, varıştaki teslim yerine kadar uzanmaktadır. DAT teslim şeklinde, teslim yeri olarak belirtilen varma yerinde veya limanında, belirlenen terminalde, gelen taşıma aracından boşaltılmasına kadar, DAP teslim şeklinde, belirlenen varma yerinde, gelen taşıma aracından boşaltılmadan öncesine kadar, DDP teslim şeklinde ise, belirlenen varma yerinde, ithalat için gümrüklenmiş olarak, gelen taşıma aracında boşaltmaya hazır oluncaya kadar bütün hasar riski ve masraflar satıcı firmaya ait olmaktadır. Tabidir ki, bu teslim şekillerinde de alıcının malı teslim almasını takiben, hasar riski ve masraflar alıcı firmaya geçmektedir.

Sigortanın Maliyet Değerlerine Etkisi

Yukarıda anlatılan Incoterms teslim şekillerine gore yapılacak nakliye sigortası, ihmal edilmesi halinde büyük zararlara neden olabilmektedir. Ex-Works teslim şekli dışında kalan bütün teslim şekillerinde satıcı firmanın, anlaşma konusu malı teslim yerine kadar taşıma sorumluluğu vardır ve bu taşıma sırasında mala gelecek ciddi bir hasar, satıcı firmanın bütün maliyet hesaplarını alt üst edecektir. Malı yeniden imal etmesi gerekebileceği gibi, alıcı firma ile olan anlaşma şartlarına da uymamış olması gündeme gelecektir. Bu durumdaki bir satıcı firmanın nakliye sigortasını ihmal etmeden yapmış olması, en azından mala gelebilecek hasarın zararını telafi etmesini sağlayacaktır. Yoldaki malın herhangi bir sekilde sigorta edilmesinin ihmali veya gözden kaçmasını önlemek için, satıcı firma ile anlaşma yapıldığında, siparişi verilen malın ilk detay bilgileri ile bir FLOTAN (MUVAKKAT) SİGORTA yaptırılmasında fayda vardır. Böylece, sigorta yaptırmakta gecikilse bile, mal yine de sigorta güvencesi altına alınmış olur. Mal sevk edildiğinde sevk detayları sigorta şirketine bildirilerek Flotan Sigorta, Kat’i Sigorta’ya dönüştürülür. Özellikle bankalar, kendilerince yapılan bir ithalat akreditifi açılışında, nakliye sigortası kendileri tarafından yapılacaksa, akreditif açıldığında malı derhal flotan poliçeye bağlayarak nakliyeyi teminat altına alırlar.

Ayrıca, ithalatçı veya ihracatçı şirketler, daha da ileri derecede bir sigorta güvencesi sağlamak ve gerçekleştirilecek sevkiyatlarının çokluğunu bağlı olarak daha indirimli prim avantajından yararlanabilmek için, sigorta şirketi nezdinde, belli bir süre içerisinde yapılacak ithalat veya ihracatlarını (mesela 1 yıl içerisinde), toplu şekilde önceden bir ABONMAN SÖZLEŞMESİ ‘ne bağlayabilirler. Bu taktirde, bu global miktar içerisinde beyan edilen sevkiyatlar tek tek gerçekleştikçe, gerçekleşen her sevkiyat için Kat’i Sigorta Sertifikası (Certificate of Insurance) tanzim edilir. Abonman Sözleşmesine bağlanan miktarlar süresi içerisinde gerçekleştirilmediği taktirde bunun bir cezai sorumluluğu yoktur, ancak bir dahaki sözleşmede bu durum ilgili sigorta şirketi tarafından göz önünde bulundurulabilir.

Gümrük Vergilerinde Sigortanın Önemi

Bilindiği üzere, Türkiye’ye yapılacak ithalatta ödenecek gümrük vergisi CIF değer üzerinden alınmaktadır, yani mal bedeli + Sigorta + Navlun bedeli ve diğer bazı ödemeler (Ardiye, Banka Komisyonu, KKDF gibi) toplanarak bulunacak rakam, ithal sırasında alınacak gümrük vergisinin matrahını oluşturur. CIF değerin bulunması için ithalatçı firma, mal’a ait fatura, navlun faturası, sigorta poliçesi ve gümrük vergisine matrah oluşturan diğer ödemelere ait belgeleri gümrüğe ibraz etmek durumundadır. İthalatçı, eğer nakliye sigortası yaptırmamışsa, CIF değerin bulunması için gümrük tarafından sigorta primi yerine itibari bir bedel matraha eklenir, ki bu bedel mal bedeli ve nakliye tutarının % 3 ‘ü dür. Bu değer oldukça fazla bir değerdir ve nakliye sigortası yapılmadığı için gereksiz yere daha fazla gümrük vergisi ödenmiş olur. Bunu önlemek isteyen bazı ithalatçılar, malları gümrüğe salimen inmişse, daha az prim ödeyerek bir sigorta yaptırırlar ve bu poliçeyi gümrüğe ibraz ederler. Ancak gümrükler genel olarak bu tür, sadece gümrük vergisini etkilemek için yaptırılmış poliçelerde, önceden yaptırılmış bir Abonman Sözleşmesi olup olmadığına bakarlar ve eğer yoksa bu poliçeyi kabul etmezler.

Sonuç olarak söylenecek şey, dış ticaret işlemlerinde yaptırılacak nakliye sigortasının zamanında ve en geniş teminat alınarak yaptırılmasında, hem şirketlerimizin ve hem de ülkemizin yararının bulunduğudur. arsivbelge.com

Bu konuyu oyla
(Visited 3 times, 1 visits today)